Sadece 24 tanesini doğaya bıraktılar sayıları 600 milyonu buldu

Avustralya, bugün hala tarım arazilerine ve doğal ekosisteme zarar veren milyonlarca tavşanı kontrol altında tutmak için biyolojik yöntemler ve sıkı takip önlemleri uygulamayı sürdürüyor. Günümüzde bilim insanlarının virüs güncellemeleri ve alan denetimleriyle dizginlemeye çalıştığı bu tehdit, arkasında 160 yılı aşan devasa bir kriz geçmişi barındırıyor.

24 TANEDEN 600 MİLYON LİRAYA YÜKSELDİ 

Kıtadaki kriz, 1859 yılında İngiliz göçmen Thomas Austin’in avlanma amacıyla İngiltere’den getirttiği 24 yaban tavşanını Victoria eyaletindeki arazisine salmasıyla başladı. Avustralya doğasında tavşanları avlayacak doğal yırtıcıların bulunmaması ve elverişli iklim koşulları, türün kontrolsüz şekilde çoğalmasına yol açtı. Tavşan nüfusu 1920’lere gelindiğinde 600 milyon seviyesine ulaştı.

Bitki örtüsünü, ağaç kabuklarını ve kökleri tüketerek toprağın erozyona uğramasına neden olan tavşanlar, yerel hayvan türlerinin besin kaynaklarını tükenme noktasına getirirken tarım ve hayvancılık sektörlerinde de milyarlarca dolarlık zarara yol açtı.

DEV ÇİTLERLE ÖNLEM ALINMAYA ÇALIŞTI 

İstilayı durdurmak amacıyla 1901-1907 yılları arasında Batı Avustralya boyunca toplam uzunluğu 3 bin kilometreyi aşan “Tavşan Geçirmez Çit” inşa edildi. Fiziksel engellerin ve geleneksel avlanma yöntemlerinin yetersiz kalması üzerine 1950 yılında Myxoma virüsü (Miksomatoz) biyolojik silah olarak devreye sokuldu. Virüs, nüfusu ilk etapta %90 oranında azaltsa da zamanla tavşanların bağışıklık kazanması nedeniyle 1990’lı yıllarda Tavşan Hemorajik Hastalığı Virüsü (RHDV) kullanıma sunuldu.

Yüzyılı aşkın süredir devam eden mücadele, günümüzde virüslerin genetik takibi ve yerel kontrol programlarıyla yürütülmeye devam ediyor.

yok

Author: Can Öztürk